Bu arkadaşımızda doktordur, kendisi resimde bizim doktorla görüşmekte, bizimkinin branş nedir bilmiyorum çünkü şimdiye kadar branşı lazım olmadı. Bu doktorun branşı genel kesim ve cerahmış.::))
Resim, Cahit Özkan.
4 Aralık çarşamba günü arıcılar toplanıp sohbet edecektik, bizim körükçüde abi sana filim kesmesini öğretirim diye koşup gelmişti. Yav gözüne çöpmü battı, toplantı akşam senin bu saatte işin neki demi. Hışırın oradada kendisini zaptedemedim ve ekmek kutusuna el koydum. Kendisine hiç dikkat etmiyor, sen bize lazımsın biraz kendine iyi bak.
Eğitim moralle olur, böyle moralsiz eğitimmi olur, moralimi bozuyor, sonrada diyor ki, yav çok basit.
4 Kasım 2009 günü doktorumla karakovana arı silkeledik. Akşamki misafirlerimizin gelmesi geç vakte sarktıgı için evde uzun süre ders görmemize yaradı. İlerleyen günlerde resimlerden bakalım çok şeyler çıkacak. Filim işi biraz karışık gibi, fakat Muhteşem abi derki, çok basit. Resimler le ilk denemeyi yayınlıyorum. Karakovana dün arı silkeledik, bugün salkımdaydı.
Kısmet olursa çarşamba günü, karakovanıma arı silkeleyeceğim. Geçen sene 11/10/2008 de kütüge arı silkelemiştim(Traihlerde bir iki günlük oynama olabilir, batarya çıktıgında eski resimlerim hep tarihleri yanlış). Bir çok kişi bu ne yapıyor demişti. Kütügün her şeyini alıp, sadece ilk gün az kek vermişim, sonra devamlı kış boyu invert şurupla beslenilmişti. Tüm ayrıntılarıyla o zamanki resimleri resim sitesine orjinallerini atmışımki, resimin ne zaman çekildgine bakılabilsin diye. Gerçi kimseyide bir şeylere inandırmaya niyetimiz yok, işine gelen istedigini yapar. Hala bir çok kişiye tarif vermeye devam ediyorum, o kadar yazılıp çizilsede ne oluyor anlamıyorum. Hesaplar bürüt olarak hesaplanacak. Örnek bir kilo şekere 1 litre su konacaksa bunun bürütü 1600 ml, yani 1,5 litre. 10 kilo şekere 10 litre su konusa 16 litre eder ve 16 içinde kaç tane üç litre varsa ona göre tartar kreması katılacak. Her üç litreye bir çay kaşıgı tartar kreması hesap bu.
Ayrıca invertle alakalı son makalenin çeviriside aşagıdaki linkte var. Bundan daha yeni makale yok, bu konuda.
Yazının en altındaki tarif benim şu anki yazdıgım ve devamlı kullandıgım tariftir.
Çarşamba günü arıları zehirlemeye başlayacaz kısmetse. Ne hikmetse agız tadıyla bir arı zehirleyip öldüremedim. Yaz boyu Gebze'deki , anaarı üretimi olan arılıkta, sezon boyu invert şurup kullandık. Hacı bazen 200 litre yapıp dolduruyordu bidonlara , zırt pırt şurup işi çıkmıyordu. Dedimya ne hikmetse arıda söndüremedik, gelip gidende kullandıgımız şurubu gördü, hatta bazılarının transfere getirdigi kovanların üstüne koydugumuz invert şurupla kovanlar geriye gitti. (Bunu ayriyeten yazayım, larva tranferi yapılan kovanın beslenmesi harici, o kovana şurup dökerimki, içersi iyice rutubetlensin diye. )
Havalar sogudu diye üzülmeyin, daha pastırma sıcakları var. Geçen sene başaramadım ama bu sene bakalım karakovandaki arıları zehirleyebilecekmiyim. Unutmadan ilerde karışıklıga mahal vermemek için öpülecekler şimdiden sıralarını alsınlar, önemle duyurulur. Çarşamba günü büyük ihtimal kovanı, karakovana silkeleyecegim.
Geçen sene bir türlü öldüremediğimiz kütük resimleriyle aşagıdaki linktedir.
Bu gün biraz işler ters gitse de, numuneyi tek başıma hallettim. Sıra tahtaların seri biçimnine geldi.
Anaarı kutusu gene üç yöne çalışacak ama bu sefer, her gözde 4 çıta var, son baharda tüm kutular 12 çıtalık metroya dönüşecek. Deneme yanılma yöntemiyle en son tüm olusuzlukları düşünerek geldigim nokto bu.
Elimdeki tahtaların boyu bu kadar kutuya elverişli. 60 civarında tahta var, her bir tahta bir kutu veriyor. Tahtalar biraz daha uzun olsaydı, bu kutuyu 4 gözlü yapardım, 16 cm daha uzattıkmı süper olacaktı ama buda şimdilik yeter. İki kutuyu sırt sırta verdiğimde tüm yönlere çift musluk düşecekti. Yeni kutu yapacak olanlar olursa bunu dikkate alksın.
İşin ters gitmesi marangozların hatalarında olsa gerek, ustalar dolap yaparken parçaları yanlış kestiler, aslında içimden bile gülmemiştim. Bende ilk kafaları küçük kesmişim, bunu tabanı büyük keserek tellafi edebilirdim, gidip tabanıda 4 cm küçük kesince kutuya ayak eklemek zorunda kaldım. Buda yetmedi en son kutu gölzerinin örtü tahtalarından birisinide tersine kestim ne yöne kapattıysam kutu gözü kapanmadı.Ne demişler körle yatan şaşı kalkar.
Balkonumda bulunan 62 nolu saf damızlık karniol anaarının yaşadıgı metro kovanım. Bu metro kovanımın içten ızgarası var, anaarı canı sıkılıp dışarı filan gitmeye kalkarsa ızgarayı geçmesi gerekiyor.
Balkondaki saf karniyola getirdiğim kapalı yavrulu çıtayı sardıgım gazeteden çıkardığımda, işçi arılardan birisi kendisini yatagından dünyaya atmaya çalışırken görmüşüm ve filimleyip karşıladım::))
Damızlık anaarıların gücünün ekonomik kullanılması için, en ideal yöntemlerden birisi bana göre metro kovanlarda tutmakmış. Bunu ben balkona koydugum saf karniyolların birinde yaşıyorum. Yaklaşık 3-4 çıtaya vermiştim. Bir türlü gelişemedi ve ben bir iki sefer anaarı üretimi yaptıgımız yerdeki metrolardan kapalı yavru takviyesi yaptım. Metronun 3 çıta arısı bir çıta arıya denk geliyor. Bendeki metro yaklaşık 8-9 çıta ve ancak taş çatlasa normal boyuttaki 3 çıta arı yapmakta.Metro kovandaki ufak çıta sayısı çok olunca saf karniyol baştan başa dolaşıp durmaktan başka işide yok. Dolayısı ilede saf karniyolları fazla yumurtlatmıyoruz.
Bu resim ve filimleri,12/10/09 da yüklemişim. Bu gün ise 21/10/2009 dün itibariyle balkondaki kutudaki karniyok F1 anaarı kontrolünde yumurta attıgı görüldü. İki ayı geçkindir anasızdı ve inşallah sorun bitti, birde yavruyu kapatırsa işlem bitecek, bazen yumurta attı dedigimiz analar erkek yumurtası atabiliyor, anaarının sorunsuz oldugunu anlamanın yolu ise yavru kapatmasıdır.
Kovanların sıkıştırılmasının önemi bazılarının kovan kayıplarını görünce dahada önemli duruma çıkıyor. Bu arılıkta sıkıştırılma yapılmamış biz arılıga gitmeden bekir dediki 25 kovan sondü, arılıga vardığımızda 10 kovanın daha yağmalandığını gördüm ve sönem kovan sayısı 35 şe çıktı. Kalan sayı ise şimdilik 50 filan bakalım bu kalanladardan ne kadar fire verilecek. Bekir Gültekin 'in üç yerde arıları var, kışa bu civarda toplayacakmış. Bundugumuz yerdede hiç arı yok, bu durumda bile sıkışltırma yapılmadıgı için 20 kovan bile birbirini yağmalamış ve kovanlar bal dolu oldugu halde.
Bundan sonraki kovan kayıplarının sebebleri arasına çıtaların bloke olmasınıda ekleyebilecegiz ve eklenmelide. Bununla ilgili elimdeki bilgileri tam olarak paylaşmadım, birileri biraz daha sebebler bulsun bakalım. Gerçekleri saklamak kimsenin işine yaramayacaktır.
11 ekim 2009 günü taze hacıyla buluşup arılarına gidilecekti. Bekir Gültekin taze hacım olmaktadır.
Denizli köyünde bekirin üç degişik yerde arısı var.
Arılarının en çoguda bu arılıkta. Yanlız burası ve birazdan çalışacağımız yer yüksek gerilime çok yakın. Kendisi yüksek gerilimin arılara olan zararından habersizmiş, koskoca köyde iki yeri arılık seçiyor, ikiside yüksek gerilime denk gelmiş. İlk arılığıda tepenin başı bir yer uzaktan gösterdi yanına gidemedik. Denizli köyünün yerlisi kendisi.
Arıların sehpalanması için, uzun boruları boş katlara koyarak iş halledilmiş. Basit ama çok güzel ve en az masraflı, tabiki romanların gözü görmesin boruları.
Saracagımız arılar, cuma günü gördüğüm arılardı. Zaman kalırsa diğerlerinede bakılacaktı. Kovanları açtıgımızda 4-5-6 çıta arısı olanlar vardı, sıkıştırma olmadıgı gibi üstünde örtü olmaması bakın nasıl görüntülere sebeb oluyor. Bu arı o kadar tırmalamışki, yavru var fakat o kadar büyük alanda başka arılı kovanda olmamasına rağmen hiç bir kovanda ağarma yoktu. Çektiğimiz çıtada anaarıda gezip duruyordu.
Bu kovadada bayagı bir arı var, fakat görüntü gördüğünüz gibiydi, kovanlarda örtü yok, yada gazete örtülmüş arıda gazeteleri okumak için tırmalayıp atmışlar. 10 gün sonra bu arılıktan gene resimler çekecepğim.
Bu kovan bir zamanlar çok güçlüymüş çıtalkarında bu anlaşılıyor. Bu kadar balı yapmış ne olduysa çok az bir yavruya düşüp kovanı terk etmiş.
Bekir Gültekin çiftçilik yapıyor seraları filan var. Arılara işlerinin çokluğundan bakamıyor, arıdan falanda korkan birisi degil zaten filimlerdede görüyorsunuz. 25 kovanı sönmüş şu ana kadar, ben gittiğimde yağmalanan 6 kovan vardı, üçte bu arılıkta sönen vardı birisi terk, birisi anasızlıktan bitmiş biriside yagma.
Filimi uzun sürdüğü için yarıda kesip tekrar çektim, yoksa yüklemelerde sorun çıkabiliyor.
Filim çekerkende bazı espiriler vardı, arıları sıkıştırmaya ilk ben başladım ve taze hacı dediki bu arılar terlemezmi.::)
Dedimki arılara o kadar gazete okutmuşun bunlar cahil degil. Terlemezler ayrıca kendilerini geliştirmek için geçte kalmamışlar::))
Buranın köylerinde bazı deyimler var bunlardan biriside "hapır"dır. Yani arı fişek veya zıpır gibi çalışacak yerine , bir dahaki geldiğimizde hapır hapır çalışacaklarmı dedi. Yaptıklarımızn sonucunu çok kısa sürede görecegiz, ben merak etmiyorum ama taze hacı merakta.
Sıkıştırmış oldugum kovanlarda her şey yolunda, 10 gün geç sıkışan kovanları hemen farkedersiniz. Yavru durumu çok süper, püren normal zamanında açmış olsaydı, bu arıların hemen hemen hepsi kata gelecekti. Püren 20-25 gün geç açtı, geç açma nedenide agustos ayında yagış olmamasından. 20 günlük geçikme ise bir posta yavru oluşturulamadı demektir. Zaten arıcı şu görüntüyü gördüğünde işlem tamamdır, eline bir çıta yavru alıp bizimde arılarımız yavru yapıyor diyenler kim olursa olsun buyursun gelsin sıradan bir bakalım tüm kovanlara, karniol nasıl yavru yapıyor. Benim anlatmak istediğim kafkas ülkemizin her yerinde olmaz diyorum. Malisef ülkenin her tarafına kaskas giriyor. Belli bir mevsimden sonrada kafkasa ne yaparsanız yapın gereken yavruyu atıramazsınız, gene deneyin, tecrübeler kolay kazanılmıyor. Yada bir daha birleştirin bakalım belki yumurta filan atar.::))
Bu kovan 6 çıtaya sıkıştırılmıştı, sıkıştırmayı kaldırıp, iki çıta araya ikide en dışa verdim, bir hafta sonuna kardar işi hazır. Arılıktaki bir kovan harici, en düşük 3 çıta en yüksek 5 çıtada yavru var. Yavrular ise bahardaki gibi ful olmamakla beraber görüntülerdede görüyorsunuz, çıtaları bloke ettirmezseniz, 5-6 çıtalık alanda yavru hesap edilirse, buda 3 çıta ful yavruya eşittir diye tahmin etmekteyim. Buda bu mevsimde süper bir şey. Ayrıca bu çıkan kış arıları bizi bahara taşıyacak arılardır. Ayrıca bir kovanımada bu gün kat vedim.
Bu filimde yukardaki flimden 14 gün sonra aynı kovandan yapılan çekimdir. Bu filimi ben çalışırken İlhami Uyar abi çekti.
Bu gün çalışmış oldugum birim geregi gene arazi yada saha çalışması nedeniyle Gebze Denizli köyündeydik. Bazı bölgelerimizin haritalarının yapılabilmesi için ölçümler yapılacak bende köyleri ve araziyi birde söförlüğü eklerseniz artılarım çok olunca ekipte genelde bulunurum.
Ölçüm yapılacak yerlerse sorunu fazla olan ölçümde birbirini göremeyecek nokta ve yerler oluncva zor oluyor. Cihazlar nerelere kurulur, nerden kolay ölçülür mühendis arkadaşlar ve Müdürümde yanımızda, ben ise başka şeyler bulmuşum. 20 civarında kovan var, hemen bir kovan açtım, açtıgım kovan aşagıdaki, sadece kapak var ne örtü tahtası nede bezi vardı. Kapagı kapatınca ise arada yaklaşık 10 cm boşluk var. Üsteki kovanı açtım gene örtü yok, bazı kovanlara gazete örtülmüştü. Arılarda gazeteleri tırmalayıp atmışlar.
Bir kovana orada bulunan bez türü gibi bir şeylen mudahale edebildim, delikli olan yerinede gazete örttüm. Gebzeye geldiğimde ilçe tarımı arayıp, yakından çektiğim bir kovan barkot plakasının kime ait oldugunu sordum, 10 dakika içinde İl tarımı arayıp kişinin adı ve soy adı tarafıma bildirildi, yarına köyden birisiymiş görüşüp bu olumsuzlukları giderecegiz inşallah.
Filimin birisinde bir iç çekmişim, şimdi hangisinde bilemiyorumda her sene bu güzelim nektarlar bizlerin hatasından heba olur gider. İnşallah hatalarımızı bulup son baharda güçlüğ kovanlarımız olursa iki sagım bile yapılabilir. Bir düşünün bu kadar çiçek var arı yok, bu durum beni derinden üzüyor. Ben tüm paylaşımlarımda hatalarımıda yazarım, maksadımsa hataların tekrar edilmemesi için ve bir başkası bu durumlara düşmemesi. İki adet iğne yidikten sonra arıların içinden vınlamışım.
Varroa mücalesini siz ne şekilde yaparsanız yapın, kovanlarda yavru faliyeti devam ediyorsa sonuç almak o kadar zorki.
Trakya bal sagımından sonra başladığımız mücadelede hala tam başarı sağlayamadık.
Çok enterasan bir durum var, üç sefer fulimetril birer hafta arayla, üç sefer amitraz 4 gün arayla, iki sefer kaumafos etken maddeli müadele edildi. Hala kovanlarımda kanatsız arılar görmekteyim.
Bazıları bizim arılarımızda varoa yok desede, bu seneki gibi varroa bollugu yoktu. Bu sene kovanlarda yavru faliyeti hiç durmadı.
Bu durumu nasıl izah edeceğimide bilemiyorum. Bir türlüde izah yapılmalı, ben yukarda saydıgım mücadeleleri yaptım ve hala başarılı olamadım. Başkalarıda övünür bizim kovanlarda varroa yok diye, benimde övünebilmem için yukarda saydıklarıma ilaveten yıl boyu hiç ara vermeden mücadeleye devammı etmeliyimki?
Marangozdaki en son kalan 20 kovanımı faliyete geçirmek için hacı çalışmalara başladı. 20 kovanın altlarına spot delecegi ile delikler deliyoruz. Alttan havalandırmalı kovanlar devreye girdikçe eskileri aktarıp boşa çıkanları delecegiz. Formik asitle mücadelede gerekli buharlaşmayı sağlayamayacagımı düşündüğüm için formik kullanmıyorum. Şimdiki havalandırmalarımla çok sorun yaşarım.
Bu kış ise kesinlikle oksalik asit uygulanacak.
Varroa mücalelerini boşa çıkaran bir başka olumsuzluk ise komşu arılıklardır. Ben gene yukardaki uygulamaları yapmama rağmen bu hafta sonu komşularımızdan, bu arılığın sahibi gelmiş. Bazı katları indirmişler, ve istifleyip böyle naylonlamışlar. Mademki arılıga gelmişler hemende varroa mücadelesi yapılmış. Kovanların önlerinde amitraz içerikli ilaçların kutuları vardı. Demekki ben yanlış yapıyorum, ayda yılda arılarınızın yanına gittiğinizde bir mücadele yetiyor demekki. Bu arılıga iki ayda bir sefer gelindi şimdiye kadar. Varın gerisini siz düşünün. Muhteşem abiyle konuşuyordum, baktım yerde bir varroa maduru ve maduriyete sebep olanda baş tacı gibi durmakta.